16 Mayıs 2008 Cuma

Döndüm

Demek böyle olacakmış. Elime bir iş geldiğinde burayı hemen boşlayacakmışım. Herkesin işi gücü var, insanlar buraya yazmayı nasıl ihmal etmiyor anlamış değilim. Benim için bahane bol; çeviri, o olmadı ev işi, o da olmadı çocuklarla ilgilenme, hadi buna da burun kıvırırsam sadece kömüş gibi oturmak. Bu arada cümlenin içinde güzel durdu ama kömüş ne demek bilen varsa açıklasın...

İşi teslim ettim arkadaşlar. Onunla birlikte ruhumu da teslim etmek üzereydim... Beni maddi ve manevi yönden baya güldüren bir iş olmasına rağmen, sanırım biraz fazla geldi. Herşeyin çoğundan kaçacaksın, çok yorandan, çok üzenden ve tabi ki de çok güldürenden. Maazallah güleceğim derken çatlamayasın.

Bilgisayarın önüne sırf geyiğine oturmak hoş bir duygu. Fakat aylardır süren çalışmadan sonra kendimi boşluğa alıştırmam biraz zaman alacak. Bu daha üçüncü günü ve ben evdeki her bir yeri temizledim, filmler izledim, iki kez dışarıda kahvaltı yaptım ve azıcık alışveriş yaptım. Yani durum bir değnek ve iki ucundan ibaret. Yok mudur bu değneğin ortalarına bakan, illa ki hep uçlarda mı geçecek ömrümüz.

Bu facebook zımbırtısındaki konular ve testlerden gına geleli çok oluyor. Neymiş, en büyük beyinli kim, şarkıcı olsan kim olurdun, hangi meyvenin çekirdeği kafanı kırabilirdi, kolanın içine düşsen seni kim kurtarır... Yıllar önce Adanada yaşarken bir şehir efsanesi vardı; adamın biri kola fabrikasında asit tankına düşmüş de, geriye kalan kemiklerini çıkarmışlar diye. Amma korkmuştuk, hani sanki bizi kola fabrikasına götürecekler anlamsız yere, sonra yine gayet nedensizce biz asit tankına bakarken biri bizi itecek vasafiso. Doğruluğu bir yana, o kadar korkmamıza rağmen 25 yıldır o kemikli kolayı içmeye devam ediyoruz, hani korktuk ama o kadar da değil babında...

İzmirde yaşayan iki kuzenim var benim, Deniz ve Gülşah. İş için şu sıralar Ankaradalar, Eryamanda ev tuttular. İşleri, gün boyunca Armada, Ankamall ve Carrefour'u gezmek. Hehe, yani benim arada üstüne para vererek yaptığım bir şey. İkisi de benden epey küçükler ama hayat tecrübelerini işin içine katarsak ben onların yanında dünkü bebe kalıyorum. Denizi karşılamak üzere hava alanına gittim geçen gün, ve nutkum tutuldu... Hep derim, Malezyanın hava alanı gördüğüm en şahane yerlerden biri diye, aç ve susuz geçirdiğim 6 saatten sonra da bunu diyebiliyorsam düşünün nasıl olduğunu. Fakat Esenboğa tahminlerimi çok ötesinde etkiledi beni. Gittiğimde gecenin bir yarısıydı, in cin ve güvenlik görevlileri iki kale maç yapıyorlardı. Hoparlörden otomatiğe almış bir kadın sesi kimin nereden geldiğini, kimin gitmeye can attığını ve bilin bakalım kimin uçağının 1 saat rötar yaptığını anons ediyordu. Çok güzeldi... Rüya alemi gibi... Aklıma Terminal filmi geldi, hani şu Tom Hanks'in oynadığı. Ne güzel olurdu orada yaşamak, giden uçakların pilotları ile el hareketiyle karışık şakalaşmak, yolcuların giremediği ama sana açık gizli yerlerde yankı yapa yapa şarkılar söylemek, vardiya sonlarında çalışanlara geçmiş olsun iyi dinlenin, gelirken sürpriz getirin bana demek...

Denizi aldıktan sonra eve dönerken aslında herkesin bildiği ama benim o an keşfettiğim ve çok hoşuma giden bir şey gösterdim onlara. Hava alanından bizim eve gitmek için hiç bir yere sapmıyoruz! Yani hangi ülkede, şehirde vardır bu arkadaşlar, düşünsenize gelecek bir yolcunuz yurt dışında, onca yolları aşacak, onca bulutlarla yarışacak. Ve diyeceksiniz ki evi tarif ederken, hiç bir yere sapma kardeş dümdüz gel, 50 kilometre sonra ben seni köşe başında bekliyor olacağım... Ankara kolay bir şehir, bizim ev hele istesen de kaybolamazsın. İşte İstanbulluların anlamak istemediği bu olsa gerek, onlar şehirlerini seviyorlar, biz ise kendimizi. Bana kafayı yedirtecek bir şehirde yaşamaktansa denizi, tarihi yerleri, bin türlü cafeyi barı görmesem de olur. Hava alanı ya, dümdüz yaaa...

Hayat ne basit aslında.

3 yorum:

Nazlila dedi ki...

hoş döndün sekerim:)) Bu arada martta istanbula gittigimde ben de bizim Elciligin ordan arkadan cevreyolundan gitmistim havaalanina.. Sen bi de o yolu dene, daha bi tenha, daha bi düz ve no traffic.. ehehe, görebilecegin sadece bir, iki kamyon!

Pinar dedi ki...

özlemişim seni okumayı ha....bende yazamıyom ne zamandır offf...

Sevgul dedi ki...

hosdondun nazlidan diilse :D
ben de dondum eehhehe arada bole ara vermek gerekiyo heralde