23 Temmuz 2008 Çarşamba

Kendi Kendimi Mimledim

Şu yaşıma geldim ömrü hayatımda kimsecikler bana bir mim atmadı... Kimse gelip tık tık tııık mim geldiiii demedi. Kimseye, mimlenmek güzeldir nidaları atamadım...

Ben de ne yapayım, oradan arak buradan burak (of uyumun uyumsuzluğu bu olsa gerek), ecnebi bir arkadaşın blogunda gördüğüm soruları burada yanıtlamaya karar verip zorlukla ve saatler süren bir uğraşla türkçemize kazandırdım. İşte söz konusu beş zor soru ve sübjektif yanıtları aşağıda bilginize sunulmuştur:

1. 10 yıl önce ne haltlar işliyordun bakem?
Immm, 10 yıl önce yani 1998 yılında, hem de yaz tatilinin tam ortasında ben ne ile uğraşıyordum acaba? Üniversiteden mezun olalı 1 yıl olmuştu, Oya ile tanıştığım şirkette 3 ay önce işe başlamıştım. Demek ki Oya ile tanışalı tam 10 yıl olmuş haa, vaay be... Neyse, konumuza dönecek olursak, Ebru ile fotoğraf çekip aylak aylak geziyorduk muhtemelen. Meşhur iş çıkışı Ekspres molaları da o dönemlerde olmalı. Yoksa Ebru İzmirde miydi??? Ebru, 98'de neredeydin kız? Bak çok önemli bu benim için, hayati bir konuyu irdeliyorum burada... Neyse, 98'de ev taşıdım ben bir de. Ev arladaşlarımla çok kötü ayrılıp denize düşen yılana sarılır misali bir Kazakistanlı ile aynı evi paylaşmaya başladım. Sonra o da beni 100 dolar dolandırıp kaıyplara karıştı, ama bu 98'den sonra oldu sanırsam. Kaya askerdeydi o dönem. Her Allahın günü telefonlaşıyorduk, hep ben arıyordum:) Başkaca da bir şey hatırlamıyorum...

2. Belli bir sıraya dizme zahmetine katlanma ama, bu gün için yapılacaklar listendeki 5 şeyi şıp diye söyler misin?

Tabi anacım al buyur: Kuşadasına pazara ve terminale gidilecek, çocuklar havuza atılacak, bankadan para çekilecek, ev temizlenecek, hım hım hımmmm, ay aklıma beşincisi gelmiyor, puan kırmasanız hocaaam. Ay anlayın işte, plansız programsız ve avare bir tatildeyim..

3. Tıkınmaktan hoşlandığın bir iki abur cubur de hele?

Ben hayatta abur cubur niyetine en çok pringles'ı severim, fekat o da çok pahalı anacım, almaya kalksam boğazıma takılır valla... Bir de Maraştan taze taze, henüz olgunlaşmadan gelen Antep fıstığı vardır. Böyle o sert kabuğunun üstünde yumuşak bir kabuk daha vardır, hem o sert kısım henüz sertleşmemiştir. Allaaaah, önüme koyduğum kadarını bitirebilirim. 2 kilo ver, anında midede.

4. Şİmdiye dek hangi şehirleri ya da sokak, mahalleleri varlığınla onurlandırdın?

Bu sorunun sorulması gereken son kişi olmalıyım bence, çünkü cevabı sayfalar sürebilir. Anne babamın evlerini saymayacağım, ama onlarla da Almanya, Adana, Ankara, İstanbul gibi yerlerde uzun süreli kaldım, kısa olanları es geçiyorum. Kendi başıma ise sadece Ankarayı sayabilirim. Ama ne Ankaraydı, siz gelin onu bir de bana sorun... Dikmeninden Batıkentine, Eryamanından Beştepesine, Çevre sokağından Ayrancısına gezmediğim görmediğim semt kalmadı diyebilirim. En sevdiğim evim Ayrancı Tomurcuk sokaktadır, ve o apartmandan bir evim olması için hala arada dua ederim...

5. Milyoner olsan beni unutur musun?

Sen kimsin bacı? Gördüğün gibi milyonerlik olasılığı üzerinde düşünürken bile satabilirim seni... Milyoner olsam en hızlı şekilde yapacağım şey, paramı alır almaz, yanıma bir çorap bile almadan çocuklar ve Kaya ile Japonyaya gitmek olacaktır. Oradan ülkeden ülkeye zıplayarak yurtdışında yaşayan tüm arkadaşlarımı ziyaret etmeye. Sonra Sinan için Antaktika, Çağla için Amerika. Sonrası Allah kerim...

Hadi, ben şimdi hayatımda ilk kez yapacağım ama, Nazlıyı, Pınarı, Sevgülü, Denizi ve Sanemi mimliyorum. Soruların daha kibar biçimlerini yazabilirsiniz elbet. BU arada, bu arağım daha önce başka bir Türk blogcu tarafından yapıldıysa geçmiş olsun. hem biz kendi kendimize takılıyoruz di mi?

Hadi eyvallah şimdilik.

2 yorum:

Sevgul dedi ki...

yazdim bileee :D

Adsız dedi ki...

gülüm 98de ebru izmirdeydi, dönüşü de 99du, bi deeee ben bu mimlemenin ne bok bişi olduunu hala anlamadım, çok mu salağım??

gülru