17 Şubat 2008 Pazar

Bir pazar günü...

Temizliğe pek de düşkün olmayan biri imajı çizmek kimi zaman insanın canını sıkıyor; arkadaşlarınız nasıl olsa bu pis deyip evinize, hatta halılarınızın üstüne dek ayakkabılarıyla dalabiliyor, çocuklarının sihirden yoksun ayakkabılarını silme zahmetine bile katlanmadan yürü yavrım, ha dışarısı ha bu ev deyiveriyor, veya çocuklarınız ve arkadaşları hiç bir sakınca görmeden mutfakta şahane deneme yemekleri yapabiliyor...

Bu akşam çocuklarla Ratatoule (amaan yine yanlış yazdım) isimli neyse ki sevimli bir çizgi film izledik. Benim feci bir annelik krizim tutmuştu hem bugün. Kahvaltı sonrası mercimek yemeği, hamsi, makarna ve havuçlu kek pişirmiştim ardarda. Evi misler gibi kek-balık-salçalı yemek kokuları sarmıştı. Sonra yağan kar altında azıcık kartopu oynayıp, dizlerimi geçen beyazlıkta yuvarlandım çocuklarla. Ve inanmayacaksınız ama, haftalardır masum masum bekleyen çamaşırları bile ütüledim arada. Film bittikten sonra ben bilgisayarın başına, Kaya gazete okumaya, çocuklarsa son sürat mutfağa koştular. İzlemeyenler için söyleyeyim, çizgi filmdeki fare doğuştan yetenekli bir aşçı, ne var ki adı üstünde, o bir fare ve şu dünyada herkes yemek yapabilse de kimse bir farenin yaptığı yemekleri tatmak istemez... Bizimkilerin biri fare oldu, diğeriyse onun kankası insanoğlu. Başladılar mutfak dolaplarında ve buzdolabında, açıkta, ocağın üstünde ne var ne yok birbirine katmaya. Karışmadım elbet, ben pasaklı ve anlayışlı bir anneyim ne de olsa... Fakat tam da heveslenip 360 sayfalık kitabın 15. sayfasını çevirmeye girişmişken, aşağı kat komşumuzun şirin kızı Dilhan çaldı kapımızı. Bu zilden sonra hayat birden değişti bizim evde. Tam iki saat boyunca süren mutfak maceralarına yüksek ses ve çığlıklar eşlik etti. Ben mütemadiyen yerimden kalkıp mutfak yerini silmek suretiyle kendimi nefessiz bıraktım, Kaya okuduğu şeyin bir kelimesini bile anlayamaz hale geldi, çocuklar şunu da tat, bundan da koyalım derken işi iyice cozuttular ve sonunda olan oldu, Kaya yerinde kalkıp bir hışım sesini yükseltti bızdıklara. Kaya genelde hiç bağırmaz, ama bağırdı mı susup pusmanız gerekir. Bu olmazsa gözlerini iri iri açar ve siz kaçma ihtiyacı duyarsınız. Nitekim çocuklar çil yavrusu gibi dağıldılar ve olay 15 dakika sonra sona erdi. Dilhan, benim görevimi devralıp çocuklara ikişer dergi okuduktan sonra, epey geç bir saatte evine gitti. Hala kar yağıyordu..

Neyse, nasıl olsa okullar yarın tatil...

2 yorum:

Nazlila dedi ki...

Pek bir hosmus bu blog sayfasi, ben de üye oldum hemen..

Sevgul dedi ki...

ben de celdim :D
ne guzel kar var yav orda burda paso ayaz. kolay gelsin minik canavarlarla :D