18 Şubat 2008 Pazartesi


Hay Allahım, kar yüzünden okulların tatil edildiği, dışarının içeriye sahip olunduğu için bin kez şükrettirecek denli soğuk olduğu, ve neredyese tüm gün çeviri yapılan bir gün ile ilgili uzun uzun ne anlatılabilir ki. Bilemediniz, blog yazmam için birileri kafama silah dayamış değil, sadece ben biraz mola vermek istiyorum, ve bilenler bilir, molaya en iyi "yazmak" gider.


Çağla ve Sinan büyüyorlar... Ben de onlarla epey bir büyüdüm. fakat hala benden daha olgun oldukları yönler var. Olsun, günün birinde yetişeceğim elbet. Son günlerde, anne olmanın ne kadar da tuhaf bir duygu olduğunu düşündüm durdum. Daha açık bir ifadeyle, kendimi ve annelik mevhumunu bir araya getirmeye çalıştım. Çalıştım, çalıştım... Ve getiremedim. Ben bir oğlağım, annemler beni ve kardeşlerimi az biraz sorumluluk alalım diye liseden itibaren çalışmaya zorladı, oturmasını kalkmasını bilirim, herkesin sarhoş olduğu yerde ayık durmaya çalışan benim, emir kuluyum, yapın deyin yaparım... Ama tüm bunlar, benim hala iki çocuğuma bakıp da, yav bunlar nereden geldiler, niye yemek yemek diye gözümün içine bakıyorlar, hem banyo yapmaları gerekiyorsa yapsınlar kime ne, dememi engellemiyor maalesef... 4,5 vr 5,5 yaşındalar, henüz okula bile başlamadılar yani, ve ben kendilerinden: kendi başlarına yemek yemelerini, odalarını düzgün tutmalarını, sabah kalktıklarında reklamlardaki ideal çocuklar gibi yüzlerini yıkamalarını, üzerlerine birşeyler seçip yine kendi kendilerine giyinmelerini, sularını o ağır sürahiden bardağa doldurmalarını, boyları erişmese de ışık için beni çağırmamalarını, okuma yazma bilememelerine rağmen youtubeda birşey ararken benden yardım istememelerini, diş fırçalarken aynaya su sıçratmamalarını, ve bunlara benzer daha binlerce şeyi bekliyorum... Üstelik ben anneleri olarak hiç de öyle ideal reklam annesi olmamama, sabah ne giysem diye dakikalarca düşünmeme, sürahiden bardağa su dökerken mutlak surette suyu taşırmama, hele ki diş fırçalarken ayna ne kelime, tüm banyoyu suya boğmama rağmen...


canlarım, onlar da alıştılar gerçi duruma, arada laf sokuşturup duruyorlar. hımm... belki de harbiden de sıkı çocuklar olurlar, yani her tür insana alışık, her duruma adapte olabilen filan... benimki züğürt tesellisi biliyorum, ama bundan daha fazla büyümemi şimdilik kimse bekleyemez sanırım.


çocuk herhalukarda sevilir, ama ideal olmasa bile daha iyicene, ya da daha olgun bir anne olmayı çok isterdim.


kendim için istiyorsam ne olayım...

2 yorum:

funkyce dedi ki...

Dünyada Icad edilmeyen seylerden birizi ise Anne ve Baba olma Belgesi. O olsa bile hayat Ideal Anne veya Baba olma sartlari nedir? Inanki Cocuklarina sorsalar Kimi cok seversin? Ilk önce Annem ve Babam deyi cevap verirler

Hayta dön ver eglencene bak.

and Stay Funky

Nazlila dedi ki...

Ösicim yaa, bu annelik enteresan bir sey olsa gerek, henüz degilim biliyorsun ama hep kendi anneme, hatta tüm anne gibi gördügüm yakinlarima demisimdir; önce sen bana örnek ol, sonra ben senin istedigin gibi olayim diye.. Yani vardir ya bir laf: dedigimi yap ama yaptigimi yapma.. ben bu lafa gicik olurdum. Simdi senin yazini okuyunca cocuklardan kendi yapmadigin, yapamadigin seyleri bekliyorsun ve üzülüyorsun ya, iste inan bana ne diyecegimi bilemiyorum! Tikandim gercekten de.. Yani hicbir zaman cocuklarinin senin hakkinda benim bir zamanlar düsündügüm gibi düsünmelerini istemem.. Senin ne kadar da özverili, iyi bir anne oldugunu görüyorum ve biliyorum cünkü..