geçende komşum Gülçin ile Dali sergisine gittik. Gittiğimiz ya gerçekten Dali sergisi idi, ya da bizi fena keklediler (kesinlikle keklediler, evet). Internetten resimlerin çıktılarını almışlar, araya da bir iki bilgi serpiştirmişler, olmuş sana Dali Ankara'da. Nerde len Dali? Bana müdürü bağlayın! Her neyse, Dali büyük adam olabilir, çığır açmış olabilir ve hatta para tomarlarını üzerime atıp (niye ki?) beni bir sinek gibi ezecek denli para kazanmış olabilir sanattan, ama gel gör ki ben bişi anlamadım arkadaş. Birinde ıstakoz, birinde fil,diğerinde kelebek çizmiş, her birine de tuhaf anlamlar yüklemiş (öyle ki şimdi hatırlamıyorum). her birinin yanında da bir açıklama... benim olayım şu: bir sanat yapıtını ancak yanında bir açıklama ile anlayabiliyorsan o iş olmamıştır. Senin sanatın senin gibi insanlara özeldir, benim gibi avama yapmamışsındır onu. Öylesi de olur, ne diyeyim, ama bana gelmez... ki bence bu tam da CHP tarzı bir kafa. CHP gider Kavaklıdere'de, Tunalı'da, zaten herkesin aynı kafa yapısında olduğu yerlerde sergiler, konserler, sanat etkinlikleri düzenler, gidenler de aman ne şahane, elinize, kafanıza sağlık diye etek öper. amaç topluma bir şeyler kazandırmak, seviyeyi yükseltmekse gidersin gecekondu mahallesine, ufaktan alıştırırsın insanları olaya. Tıpkı Efe Güray'ın anne babasının yaptığı gibi. Çocuklarını kaybedince Mamak'ta bir tenis kulübü kurup maddi durumu iyi olmayan mahalle sakinlerine ücretsiz tenis, satranç kursu vermişler. İçlerinden Türkiye derecesi alanlar, yurt dışında başarı kazananlar olmuş. Sanatla ilgisi olmasa da anlayış bu olmalı.
Benim Berg'den geldik nerelere. Eee, ikinci biramı yudumluyorum şekerler...
Not: benim Dali deyince tek sevdiğim resim, bir zamanlar salonumu da süslemiş olan "Woman at the Window" olup ahanda aşağıdaki gibidir.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder