4 Ağustos 2008 Pazartesi

Yazlık Yazdık Yazzık


Hayatta bana uygun olmayan bir kaç şey varsa biri de şu yazlık olayı yemin ederim. Ne yaptıysam ne ettiysem, her gün denize gitmeye, miskin miskin oturmaya, hiç canımı sıkmadan evin terasında çay içmeye, akşam üzerileri konu komşuya ziyaretlerde bulunmaya alışamadım ben. Şu saydıklarımı yapabilmek için beni bir mahzene kilitleyip yerime geçmeyi aklından geçirenlere şunu demek isterim: hiç boşuna uğraşmayın, ben çok denedim kaçmayı ama bir hafta daha bu nafile işlerle ilgilenmeliyim.

Yazlıklar enteresan yerler bir yandan da. İnsanın bir yıla yakın bir süre vakit geçirdiği ve asıl düzenini kurduğu evinden çıkıp bir iki aylığına da olsa bambaşka bir düzene, başka komşulara, bol bol suya, açık havaya, güneş yanığına, bahçe sulamaya, sahilde çekirdekli yürüyüşlere, her Allahın günü duş almalara, yapacak bir şey bulamayıp sabah öğle akşam yorgunluk bahanesiyle kestirmelere, denizde kuma havada oksijene gani gani kavuşması, öte yandan burada benim dışımdaki herkesin bu ikili düzene gayet başarı ile adapte olup beni dımdızlak, "nasıl oluyor da oluyor" soruları ile başbaşa bırakmaları ılginç...

Aslında cevabı hiç mi hiç merak etmiyorum. Tipler güzelim yaz günlerini hep aynı yerde sıkılmıyormuş gibi yaparak geçiriyorlarsa bana ne. Ben yalan diyemem kendime, fena hem de çok fena halde sıkıldım buradan. Yani annemlere ayıp olmayacak olsa biletimi hemen öne aldırır dönerdim taşına hasret kaldığım bozkır susuz Ankaraya.

Şu an ateşim var. Yani erkenden yatsam ve güzelce uykumu alsam hiç fena olmayacak. Ama bu, akıllıların yapacağı bir davranış olurdu. Oysa ki ben yazlık sevmeyen, şu günlerde her şeye dudak büken, kitap bile okumaya üşenen, kafası karışık ve çocukları henüz uyumamış bir tipim. Bunlar uyuyunca kendimi tv karşısına bir atışım var görseniz şaşarsınız. Dün gece 1de uyumaya karar vermiştim, televizyonu kapadığımda saat 4dü mesela. Ne yapayım, güzel bir film vardı aa..

Ateş ve baş ağrısı izin vermiyor bana. Çok istememe rağmen arkası yarın yapmak durumundayım. Hepinizi özledim. Sevgulsan, Amarikadan bloguma bakan, şu dünyadaki en eski arkadaşım(10 gün ara ile aynı hastanede doğmuşuz), zamaninda hakkında blog yazdığım Seda. Fekat diğerlerini bilmiyorum, zaten bilmek de istemiyorum. Hatta bu yeni nane beni rahatsız etmeye başladı desem yeridir. Beni kıl ediyorsa bu sayfayı ziyaret edenleri kim bilir ne ediyordur...

2 yorum:

Sevgul dedi ki...

cok uzun yazmaya firsatim yok ama sirft ficit'te hollanda da ciksin diye girdim puahahah, eve donucez bu aksam, o zaman uzun uzun yazarim :))

Nazlila dedi ki...

Döndüm beeen, tatil boyunca nete girebildigim ölcüde bloglarini okudum ama tahmin edersin ki yorum morum yazamadim! Artik bundan sonrakilere kismet.. :))