15 Temmuz 2009 Çarşamba

ESKİ BİR GÜNLÜKTEN

Bundan tam 11 yıl önce, yani biz daha Kaya ile evli değilken, yani hayatım bambaşka bir seyirde ilerlerken ve ben bu seyirden fena halde bıkmışken bir deftere bir günlük yazmışım. Tarihi 4 Ağustos 1998. Yerini hatırlıyorum, ki bu bir mucize, Çevre Sokaktaki o yalnız evdi. Ev arkadaşım Kazakiskanlıydı ve yazıyı yazmamdan az bir zaman sonra kayıplara karışmıştı. Kaya askerdeydi, aramız kötüydü. Aslında benim o sıralar herşeyle aram kötüydü; yaşamak zulüm gibi geliyordu çoğu zaman.

Bu günlükten alıntı yapacağım biraz. Hepsini yazmak istemiyorum çünkü fazla özele girecek. Ben bile şaşırdım bu kadar açık ve net yazdığıma. Çünkü çok uzun süredir hiç bir yere o kadar içten yazmamışım.

"Dost olmayınca içki daha çok içiliyor. Yani ben öyle yapıyorum.

Kayayı anlamaya çalışıyorum.

S.'yi, O'yu, A'yı, F'yi, B'yi ve daha sayamadığım kadar insanı anlamaya çalışıyorum. Bazen anlıyorum, bazen yanlış anlıyorum. Fakat ne zaman hangisini yapıyorum bilmiyorum.

S., her yaptığı hareketin kendi içinde mantığını kurabildiği sürece rahat. Oysa ki benim için bu geçerli değil. Mantıklı bir neden olmadan yaptığım birçok şey var. Neden yaptığımı bilmiyorum ki mantığını ekleyeyim. Ve ihtiyaç da duymuyorum. (...) Yalnızca canım istiyor demek bana çok mantıklı geliyor aslında.

B., Y. ile niye samimi olduğumu merak ediyor ve eleştiriyor beni. Y.'nin yaptıkları başka, benimle olan muhabbeti başka. Y. ile aramızdaki muhabbetten, neden böyle davrandığını anlıyorum. Neden o kadar rahat davrandığını, küfürbaz ve bazen rahatsız edici olduğunu anlayabiliyorum. Bir gün anlamayacak olursam o zaman ilişiğimi keserim.

(...)

Ben çok haksızlık ettim, kötülük de ettim ve çok eleştirildim. Ama anlatmak isteyip de anlatamadığım birşey vardı. Bence insanların kötülük yapma hakları var ve birşeyin kötü olduğunu bile bile yapıyorsam o hakkı kullandığım için yapıyorumdur. Bu hakkın tek bir açıklaması var, canım öyle yapmak istiyor, bilerek ve isteyerek yapıyorum ve inkar etmedikten sonra herkes ne tavır takınacaksa takınsın. Bir kötülüğü bilerek ve farkında olarak yapıyorsan, iyilik yapmış kadar takdir görmelisin bence.

Her kötülük bir kötülüğün intikamı olmaz böylece."


İşte kısacası bu. Beni bu günlükte en çok şaşırtan şey tarihi oldu. Çünkü yazıyı okuyunca 11 yıl önce değil de sanki dün yazmışım gibi hissettim. Sanırım ben o kadar da tutarsız biri değilim. Hele ki kötülükle ilgili düşüncelerim daha geçen gün aklıma gelmişti. Buna aklına gelmek denmez belki, çünkü bir zamanlar böyle bir düşünceye sahip olduğumu bile unutmuş olacağım ki, Amerikayı keşfetmişim gibi kötülüğün de bir hak olduğunu ilan etmiştim kendi kendime.

ve yaptığımız şeyler ve mantık ile ilgili olan kısım. Bu hala çok geçerli bir düşünce benim için. Her şeye mantıklı bir açıklama getirmeye çalışanlardan pek hoşlanmamam da bu yüzden. Rahatlatıcı bir yanı olduğu da kesin, çünkü kendini analiz etmeden eylemlerinden sıyrılma imkanı tanıyor. Analize karşı olduğumdan değil elbet, fakat biraz abartınca bünyeyi bozduğu da kesin.

bundan 11 yıl önce ben hakkaten de çok eleştirildim. haksız yere suçlandım, dışlandım. o günlük aslında bunlara bir tepkiydi. hani bazı şeyler vardır, kötüye de çekersin iyiye de, karşındaki insana bağlıdır. ben, karşıdaki insan olarak, yaptığım bütün eylemlerden kötü insan olarak çıkmıştım o dönem. kimseye de anlatamamıştım derdimi. bu günlükte ise, eğer yaptıysam bir kötülük, bu da bir hak demeye getirmişim işte. öyle üzerime gelmişlerdi ki, gerçekten de kötülük yaptığımı düşünmüşüm.

şimdi çok farklı bir hayatım var. iyiliği kötülüğü bu kadar yoğun düşünmüyorum. çevremde de şükür hesap soran, üzerime gelen kimse yok. aksine ne mutlu ki kötülük hakkını kendine saklayan, hep bana destek, şahane insanlarla çevriliyim.

bu arada, günlükte sadece baş harfini yazdığım kişiler burayı okumuyor, hatta bazılarının kim olduğunu bile çıkaramadım... kıllanmayın yani:)

6 yorum:

Nazlila dedi ki...

Vayy, taa o zamanlarda yazar dilin zaten varmis, bazi cümlelerin gercekten de kitap dili cümleleri gibi.. Özlü sözler derlemesi yapabilirsin! :))) Bu arada hic üzerime alinmadim, 98'te tanismiyorduk kiii.. ehehehe.. :))

Nazlila dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Nazlila dedi ki...

Kötülük üzerine söyledigin sey cok hosuma gitti, karsindaki sana nasil davraniyorsa sen de ona o sekilde yansiyorsun aslinda.. yani karsindaki kisi sen iyiyken de yaptigin iyilikleri görmeyip car car konusuyosa sen otomatikman kötü olayim da bari konustugunun bir anlami olsun diyorsun.. :)))

gülru dedi ki...

acaba ben o kötülük hakkından kaç kere kullandım,bunu bi düşünmeli
kııııı biz o sene birlikte takılmıyomuyduk, tam da doğum günümmüş, haaaa o sene oğuzla tatile gitmiştim ebruda izmirdeydi onun için seninle görüşmemişizdir muhtemelen, vay beeeeeeeeee 11 yıl önce şimdi adını hiçbirimizin bilmediği bi tayfan varmış, demek çok su akmış köprünün altından.

Pinar dedi ki...

yaşasın kötülük,yaşasın sen...yine saane bir blog:)

sevi dedi ki...

olamas o S ben miyim yoksam ;p

yav ne zamandir bloguna giremiyodum, bu arada neden bilmiyorum ama follow ettigim tum bloglar update olunca blogger sayfasindan goruyorum seninkinin updatelerini gormuyorum yani yeni bi blog yazdiginda haberim olmuyo. acaba RSS falanla ilgili bi ayarla falan mi ilgili ki bu durum?

bazen insanlar gercekten fazla analiz edebiliyor karsilarindakini. hani analiz edip gozlemliycem derken, seni yargilamaya gidiyolar ki o durumdan ben de nefret ediyorum. ne yaptiysam yaptim kardesim, iyisiyle dogrusuyla, yargilamayin beni diyesim geliyo. 11 sene onceki (ve simdiki) ozleme katiliyorum yani :)

ya bu arada bizim kedi benim aklimi basimdan aldi bole normale doner donmes guzel bir blog yazicam :)ama ingilizce bloga bisiler yazdim bugun